Talat TUNA
İlçe Başkanı
  • Bakırköy İlçe Başkanlığı

Mit Olayları İle İlgili Basın Açıklaması

Bir Ülkenin İstihbaratı O Ülkenin Güvenlik Paradigmasının En Önemli Unsurudur

 16 Şubat 2012 , Perşembe  17:47
Mit Olayları İle İlgili Basın Açıklaması
Bu yazı Teşkilat bölümü'nde 2.16.2012 tarihinde yayınlandı
 
 
Devlet Kurumları Arasında Güç Çatışması da Ne Demek?

Günlerdir ülke gündemini meşgul eden, MİT müsteşarı Hakan Fidan ve eski MİT Müsteşarı Emre Taner'in de aralarında bulunduğu 4 görevlinin özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya tarafından, PKK terör örgütü şehir yapılanması olan KCK soruşturması kapsamında, ifade vermeye çağrılması, dikkatle incelenmesi gereken hassas bir süreç olarak orta yerde duruyor.
 
Bu talebin medyaya düşmesinin ardından, kamuoyunda yapılan tartışmaları dikkatle takip etmekteyiz. Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın bu dosyadan alınması kararını veren başsavcılığın, gerekçe olarak "gizliliği ihlal" ve "üstleri ile bilgi paylaşılmaması" açıklaması da ilginç bir görevden alma sebebi olarak ifade edilebilir. Hükümet kanadının, konuyu daha geniş kapsamda ele alıp, buna göre hareket etmesi beklenirken, kişiye özel gibi algılanan bir yasa çalışmasını, hızlı bir şekilde meclis gündemine alması, bu yaklaşımın, doğru bir girişim olup olmadığı noktasındaki endişeleri de beraberinde getirmiştir.

Bir ülkenin istihbaratı o ülkenin güvenlik paradigmasının en önemli unsurudur. En son savunma teknolojilerine sahip olsanız dahi, eğer doğru konumlandırılmış bir istihbarat örgütünüz yok ise, bu teknolojik altyapınız sizi güçlü kılmaz.

MİT ve Müsteşarı üzerindeki tartışmaları, devletin içinde oluşan güç odaklarının, birbirleriyle olan mücadeleleri şeklinde yansıtılmasının, ilerleyen süreçte milli güvenliğimiz açısından çok tehlikeli boyutları olabileceğini düşünüyoruz.
 
Göreve gelmesinden sonra Hakan Fidan'ın, İsrail tarafından "İran Yanlısı" ve "Güvenilmez" olarak ilan edilmesinin bu soruşturma ile bir ilgisinin olmadığına inanmak istiyoruz.
 
Dünyanın her yerinde, devletlerin, istihbarat birimleri vasıtası ile terör örgütleriyle irtibata geçtikleri herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Oslo’da yapılan görüşme detaylarının, kimler tarafından sızdırıldığı ile ilgili işaretler bizi aslında pek şaşırtmamıştır. Bu toplantının ses kayıtlarının ve Öcalan'a ait olan mektupların bir muhalefet partisinin il başkanlığına yapılan polis baskınında ele geçirilmesi, terör örgütü ile arasına mesafe koyamayanların cevap vermesi gereken ibretlik bir detaydır.
 
Mavi Marmara olayı sonrası, İsrail Dışişleri Bakanı tarafından, PKK’nın destekleneceğine dair yapılan açıklamaların, bu yaşanan süreçle bağlantısı olabilir mi sorusunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
 
Uludere’de 34 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bombalama ile ilgili, hangi kurumun, kişi veya kişilerin bir hatası ve zaafiyeti var ise, bu mutlaka ortaya çıkarılmalı ve suçlular cezalandırılmalıdır. Burada bir tuzak kokusu vardır. Devletimizin kurumları arasında, güvensizlik inşa etmeye çalışanların bir tezgahı olma ihtimalini, yüksek bir olasılık olarak değerlendiriyoruz. İstihbarat paylaşımı noktasında, dirsek temasında olduğumuz, yabancı istihbarat örgütlerinin, bu konudaki rolleri mutlaka açığa çıkarılmalıdır.
 
MİT'in doğrudan Başbakan’a bağlı çalışıyor olmasının da, bu soruşturma kapsamında hükümet tarafından doğru okunması gerektiğini düşünüyoruz. Özel yetkili mahkemelerin “Bumerang” gibi bir etkisinin olma ihtimali kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bu mahkemelerle ilgili, Başbakan’ın eski çalışma arkadaşlarından birisi olan Akif Beki’nin, 11.02.2012 tarihinde Radikal Gazetesi’ndeki köşesinde “Mit Olayı Nedir, Ne Değildir?” başlıklı yazısında ifade ettiği;
 
“Kazuratını, hasar ve tahribatını 80 yıldır hâlâ temizleyemediğimiz İstiklal Mahkemeleri’nin, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin devamı niteliğindeki mevcut özel hukuk mekanizması, hep doğru sonuçlar üretmiş değildir. Kuruluş amacının, varlık sebebinin tersine bazı sonuçlar da üretmiştir. Neticede, Türkiye daha demokratik, daha özgür, daha normal bir ülke olmamıştır.

Türkiye’nin normalleşmesi ancak hukukun normalleştirilmesiyle mümkündür. Görev, evvel emirde yasa yapıcı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Eksikliği ortaya çıkan sigortalar sisteme konmalıdır. Uygulamalara hakemlik görevi de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na düşmektedir. Ülkenin selameti, demokratik hukuk sistemimizin geleceği, adaletin tam ve zamanında gerçekleşmesi buna bağlıdır.” açıklamasını önemli bir değerlendirme olarak görüyoruz.
Bir istihbarat örgütü elbette “Ali Kıran, Baş Kesen” bir yapılanma olamaz.12 Eylül öncesi ve sonrasında devlet tarafından kullanılan bazı isimlerin, sonraki zamanlarda kendilerinde güç vehmedip, bazı yasadışı işlere giriştiği ile ilgili detaylar, bugün bile tartışılmaya devam ediliyor.
 
MİT kendi iç hukukunu, devletin temel hukuk mekanizmasına aykırı olmayacak şekilde dizayn etmeli, aynı zamanda gerekli kurumlar güvenliğimizin zedelenmeyeceği ve kurumun itibarının da korunacağı biçimde, MİT'i denetleyebilmeli ve sürekli otokontrol mekanizması açık tutulmalıdır.
 
İstihbarat görevlileri, adından da anlaşılacağı şekliyle çalışmalarını azami gizlilik içerisinde yürüten görevlilerdir. Bu soruşturma kapsamında deşifre edilmeleri ihtimali, bu sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmelerini engelleyebilir ve bu görevlilerin hayatlarının tehlikeye girmesine neden olabilir.
Bizler, devlet içindeki derin yapılanmaların zararlarını çok çektik.
 
54.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti döneminde vuku bulan, Susurluk olayı ile ilgili, ne öncesinde ne de sonrasında gelişmelerin içinde olmadığımız halde, birileri tarafından bu sürece dahil edilmeye çalışıldık. Dönemin Başbakanı Merhum Prof.Dr. Necmettin Erbakan, konunun bütün boyutlarının açığa çıkarılması için, o dönemde en doğru şekilde hareket etmiş ve gerekli talimatları vermiştir. Bu süreci de yakından bilen bizler, devlet içinde güç odaklarının olamayacağına ve ancak millet adına, millet için çalışma yapan birimler ve kurumların olabileceği gerçeğine inanıyoruz.
 
Hukuk her zaman başvurulması gereken ana dayanak noktasıdır. Toplumun bütün kesimleri ama istisnasız tamamı, temel insan hak ve özgürlüklerinin garanti altına alındığı bir hukuk devletinin kurulması ve yaşatılmasının mücadelesini vermelidirler. Aksi bir durum, bu yaşadığımız sıkıntıların tekerrür etmesini getirecektir ki, bunun bize zaman ve enerji kaybından başka bir getirisi olmayacaktır.
Saygılarımızla...
Selman ESMERER
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı

www.saadet-istanbul.org.tr






 
Sayfa yükleniyor. Lütfen bekleyiniz.